veda

22/5/2009 ·

şehrin rahmine sığınıp

yüzümün aynasında

kirli bir musalla gibi duran

üslupsuz ve yoksul sesimi

çalıp giden acemi kuşlar

gönenir de bir gün döner diye

tutunduğum sularda yıkadım

iyotsuz ve küfsüz mor gömleğimi

 

tutunduğum sularda yıkadığım

iyotsuz ve küfsüz mor gömleğim

aşındı her ihtilalde biraz

biraz toprak

biraz ten bulaştı tenime

 

belli ki boşuna beklemişim

kafkas muhaciri sağır yengeci

belli ki çoğalıp duran gürültüm 

yaslanmayacak katolik bir duvara

 

ey dilimi dolaştırıp kalbimi titreten fısıltı

ey sağnaklarda büyüyen haşeri yorgunluk

ey hüzne ve kemana dokunmayan tebessüm

bu şiir bu sitem bu veda size…

 

mayıs 09

cehennem ahalisine okunan otobiyografik şiir

10/2/2009 ·

Kalbimi ben kalayladım cüzamlı ellerimle

Aşkın harcındaki hüznü ben karıştırdım

Benden bulaştı ırmaklara koşan çocuklardaki cinnet

Benim damarlarımdan yayıldı deniz çürüğü

İsyan benim azığımdan döküldü


Kara kuru çingeneleri ben getirdim şehre

Beni görünce yitirdi anaçlığını doğurgan fahişeler


Son şarabı ben içtim

Son çiviyi ben çaktım çarmıha

Mevsimleri ben dondurdum

Ben tükettim yağmurları

Benim gölgemden çalındı ateş

Ben yittim diye yitti şiir

 

 

Ocak  2009

melon şapkalı şizofren ressamın yere değmeyen alnının resmi

10/9/2008 ·

nehirlere koşan atların
düşen nallarını kutsayıp
muska yaptık boynumuza
böylece her sabah
taş gibi
taş üstünde
taşa karşı
dinelip yeniden
aşk ile üfürüp
içtik
yurdumuzun sularını
üç nefeste

 …….

ahh yinede gövermedi
bağımıza dikilen frenk üzümleri

 

temmuz-2000

Arpa tepede aydınlığı beklerken devletin çelenginden kopan yıldı

2/9/2008 ·

Elbet bir gün

Doğrulup da kalkacak

Tırnaklarım

Topraktan

Yeşile ve serpuşa sevdanın

Hatrını kırıp

Nefti kan pompalayacaklar

Damarlarına cehlin

 

 

 

Elbet bir gün

Yeniden yazılacak

Ekmeği bölüşmenin

Ve tütünsüzlüğün anlamı

Terk edilen her şehir

Ve iyot baygınlığı

Ve kartalların gözlerinde bıraktığı buğu

Elbet bir gün yeniden yazılacak



nisan-2000 

feylezofların ilkyazda okudukları masala hamiş

20/8/2008 ·

çingeneleri şehrin dışında tutmak
ve çekmemiş olmak
nargileden hiç
bir şey katmaz
iğdenin baygınlığına


bakmayın siz
feylezofların çoştuğuna
ilkyazda
davulun tozu
minarenin gölgesine çıkar
söyledikleri çok zaman


temmuz-1999

ki / belki

28/7/2008 ·

petrolün ve matbaanın

camın ve telin

ve iğdiş edilmiş renklerin

uzağında

yüzü toprak

yüzü al olmuş adamlar

şehre girerler

kazma ve küreğin hakkı için

 

kazma ve küreğin hakkı için

duvar örer

beden gererler damlara

damlara

beden

gererler

dirlik dilensin diye dönmeler

dönmeler ilmihal yazsın diye evlere

yüzü toprak

yüzü al olmuş adamlar

kan olur

döl verirler haddeye

ki / belki

aşk konarda tenlerine

hayat anlamlı durur alınlarında



ağustos-97

Uçuk Havarinin Son Cinneti

25/7/2008 ·

Hurdacılar ve tenekeciler

Kağıttan bir elbiseyle

Süslerler mahremi

Nakkaş gibi

 

 

Ve hantal ve zengin olan

Etin irinleri

Akar çocukların gözlerine

Buğday ve şekerle kutsanmış evlerde

 

Buğday ve şekerle kutsanmış evlerde

Usul usul büyür cinnet

Martılar uçarda gider kitaptan

Gül yunmaz olur sularda

 

Ve kocaları demirci olan

Çocuklu kadınların  kara gözlerinden

Usul usul düşer heybet

Usul usul çürür gün görmüş yazlar

Çürür damarlar içre kan


temmuz-96

Uçuk Havarinin Son İtirafı

2/7/2008 ·

I

-ilan ediyorum

sebebimde yalan

terkibimde yalnızlık vardır-

gırtlağımdaki her lokmada katran

saçımı taramak için koştuğum

/ her kuyuda taş vardır

 

omuzladığım

ve dirlik hanesi bildiğim sözleri

ve kestaneyi

ve zifini

avuçladı

/ elleri ıhlamur kokan bir berber çırağı

 

elleri ıhlamur kokan o berber çırağı

dokununca saçlarıma

canım ne çok yandı

ne çok mora bulaştı şarkılar

ne çok çıldırdı çocuklar

 

II

naftalinlenmiş birkaç arşın nur aşkına

son kez doğrulacak gün aşkına

bilirim kaynayacak ırmaklar

yanacak deli fışkınlarım

yedi gün yedi gece davullar vuracak

-hah hah hah

yedi gün yedi gece halay olacak

ve serin bir buluttan

biraz alev

biraz ayet

ama ne çok tanrı yağacak

 

III

ama ne çok tanrı yağacak



ağustos-96

Uçuk havarinin suya yazdığı son nasihat

2/7/2008 ·

Dağ yarılıp

Kambur çıkacak değil ya

İp olun

Koparın uşaklar

Öküzün boynuzundaki

Çürük elmayı



ağustos-96 

uçuk havarinin suda gördüğü son resim

2/7/2008 ·

karanlık bir hışırtıya çözünce saçlarını

bir kadının meye battı parmakları

gözleri soğudu bir kadının

taş eridi

yeşil bir nem kaptı yalnızlığı

ve sığındığı her çatıda

kirli bir küf dolaştı

kimse bilmedi bunu

kimseler yüreğini görmedi

 

karanlık bir hışırtıya çözünce saçlarını

bir kadının meye battı parmakları


temmuz-96

« Önceki ::